26 Eylül 2008 Cuma

İbrahim Özdenoğlu'nun Kırım notları

Kırım'daki yaşamımın beşinci ayı doldu... Çok şeyler görme ve yakından tanıma imkanım oldu... Bunlardan üç ilginç olayı sizlerle paylaşmak isterim...

Bundan birkaç ay önce Kırım Tatar Sanat Müzesindeki bir resim sergisini ziyaret etmiştim. Tam ayrılmak üzere iken yaşlı bir çiftin geldiğini gördüm. Giriş ücreti emekliler için indirimli idi... Dikkatimi çeken şey hanımın devamlı konuşması ve erkeğin de onu dinlemesiydi. Hanım eşine dönerek "İskender, sen resimden ressamlardan anlamazsın... Burada bekle ben tezcecik resimlere bakıp çıkayim". Adamcağız sesini çıkarmadı... Kadın bilet alıp içeri girdi... Kapıda bilet satan kız İskender Bey'e sordu "Kaç yıllık evlisiniz?" Adamcağız "54" diye cevap verdi... Kız devamla, "Siz içeri bilet almadan girin... Ben müsaade ediyorum"... Adamcağız "neden" diye sordu... Kızın cevabı çok enteresandı: "54 yıl bu hanıma dayandığınız için"...

Geçtiğimiz Temmuz ayının ortaları idi... Türkiye'den bir arkadaşım ziyarete gelmişti... Berabar Osman Ağamın bahçesini gezdik... Domatesler, biberler ve salatalıklar yetişiyordu bahçede... Akadaş Osman Ağa'ya dönerek "Bu bahçede çok boş yer var. Fikrimce 15-20 tane ağaç oturtmak uygun olur". Osman Ağa cevap verdi: "Ağaç lazım değil... Meyve terekleri saçmak gerek"... İkisi de aynı şeyleri istemelerine rağmen anlaşamamış gibi gözüküyorlardı... Çünkü ağaç Tatarcada kuru odunn manasına geliyordu... Terek kelimesi ise Türkçedeki ağacın (meyveli veya meyvesiz) karşılığı idi.

Elmas Teyzem 87 yaşında, evinden dışarı çıkamıyor. Kırım'da açılan pizza dükkanlarını hiç görmemis. Bir ziyaretimde ona değişiklik olsun diye İtalyan pizzasi götürmüştüm... Tadına baktı. Yiyeceğin ismini sordu... "pizza" dedim... Bir anlam veremedi... Tekrar sordu. Ben de "İtalyan köbetesi" diye tarif ettim. Yedikten sonra "Bizim köbetelere hiç benzemiyor" dedi...

İbrahim Özdenoğlu
Akmescit, Kırım

NOT: Siz de diasporadan bir Kırım Tatarı iseniz, Kırım'a avdet ettiyseniz veya vatanı görmek için Kırım'ı gezdiyseniz, anılarınızı merak ediyoruz.

18 Eylül 2008 Perşembe

Milli takım olmadan millet mi olunurmuş?


2008 Avrupa Kupasını izlerken Türk milli takımının turkuaz rengi forması hemen dikkatimizi çekti. Alışık değildik. Birçok kişi yadırgadı. Ben ise gıpta ile baktım... O renk forma altında Kırım Tatar milli takımı olsaydı keşke diye... 

2002 Dünya Kupasında şüphesiz ki Türk milli takımının yıldızı İlhan Mansız idi. Gururlandık. Arkadaşlarımıza hava atma fırsatımız oldu. Şimdi hayal kuruyorum, İlhan Kırım Tatar milli takımında oynasa... Bizim milli takım ilk defa 2006'da arenaya çıktı. Katıldığı ELF Kupasında Gagauzyeri, Grönland, Zanzibar, Tibet, KKTC, Kırgızistan ve Tacikistan yer aldı. Finale kadar çıkan takımımız KKTC'ye yenildi. 
Şampiyona boyunca çok büyük bir heyecan yaşadık. Oyuncularımız bizim bayrak için yarıştı. Fakat bu takım eksikti. Futbolcularımız sadece eski SSCB ülkeleri takımlarında top oynuyorlardı. Fakat ne Türkiye'den, ne de Romanya'dan tek bir oyuncu yoktu. Bu nedenle takımımız tam bir milli takım olamadı.  Halbuki bizim takım KKTC gibi bir takıma fark atmalıydı. 
İlki yapılacak olan Dünya Kırım Tatar Kongresi futbol takımını kendi himayesi altına almalı. Milli takım olmadan millet mi olunurmuş? Çeşitli ülkelerdeki kongre üyeleri Kırım Tatar futbolcuları bayrağımız için oynamaya ikna etmeli.
Biz şampiyon olmalıyız. Bizim bayrağımız en yüksekte dalgalanmalı. Bizim milli marşımız çalınmalı. Bu bizim karakterimiz.

16 Mayıs 2008 Cuma

Sürgün olayını tasdik ediyor musunuz?

15 Mayıs 2008 Perşembe günü Kırım Devlet Televizyonunda Kırım Tatarlarına uygulanan Sürgün olayı ve bunun neticeleri tartışıldı.

Rıfat Çubarov, Alexander Denisenko, Sergey Vinik ve Ira (soy ismini hatırlayamadım)`dan ibaret dört kişilik bir panele programı idare eden bir bayan gazeteci tarafından sorular soruldu. Program bir saat sürdü...

Rıfat Çubarov program boyunca halkımıza yapılan haksızlığı mükemmel bir şekilde dile getirdi.

Televizyon ekranından programı izleyenlerin bir soruya "evet" veya "hayır" diyerek katılmaları istendi...

Soru şu idi "Sürgün olayını tasdik ediyor musunuz?" "Evet" diyenler veya "hayır" diyenler için iki ayrı telefon numarası verildi... Ben de ilk defa Kırımda bu program vesilesi ile oy kullanmış oldum.

Sonuç söyle gerçekleşti:

319 Evet - 515 Hayır

İbrahim Özdenoğlu
Akmescit - KIRIM

Kelecek blogu hakkında

Kelecek blogu, Kelecek Programının ana blogudur.

İletişim: 2044@kelecek.org

Blog Arşivi

Son 5 girdi

  © Blogger template 'Perfection' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP